Test Sürüşü

Mercedes-Benz GLB 200

Mercedes’in Kompakt SUV pazarındaki yeni temsilcisi GLB, rakiplerine göre avantajlı fiyatı, geniş iç hacmi, 7 koltuk opsiyonu ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.

Geçtiğimiz günlerde satışa sunulan yeni modeli GLB ile Mercedes, Premium Kompakt SUV olarak adlandırılıan bu segmentte yerini aldı. GLB, 1.33lt’lik motor hacmi sayesinde oldukça iyi bir fiyat avantajı sağlayarak bu zorlu yarışta rakiplerinden birkaç boy önde başladı. Lansman süresinde, tüm düyayı etkisi altına alan pandemi nedeniyle sınırlı sayıda araç satışa sunulmuş olsa da kendinden söz ettirmeyi başaran GLB, gerek tasarım öğeleri, gerekse de ferah iç mekanı ile iddalı ve uzun bir süre daha kendinden söz ettirmeye devam edeceğe benziyor.

Dış Tasarım:

GLB’nin dış tasarımında, SUV’lerde görmeye alıştığımız keskin hatlar ve kaslı detaylar başarılı bir şekilde kullanılmış. Hiçbir detayın gözü rahatsız etmediğini söyleyebiliriz.  Ön tamponda ve arka tamponda bulunan krom detaylar ve tavan rayları da bu hissi pekiştiriyor. Genel olarak GLB’nin dış ölçülerinin, içeride sunduğu geniş hacimle kıyaslandığında çok daha normal boyutlarda olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum, aracın yaşam alanını oluşturan camlar ve tavanın, aracın tüm boyutlarına oranla biraz daha büyük gözükmesine neden oluyor. Yani GLB’yi ilk gördüğünüzde genişletilmiş bir station wagon hissini yaşayabilirsiniz ancak bu ilk intiba, iç mekandaki konforu hissettiğinizde sizi hiç rahatsız etmeyecektir. 

İç Tasarım:

GLB’nin rakiplerinden ayrılan en önemli özellikleri iç mekanından başlıyor. Sürücü bölümünde Teknoloji paketi ile sunulan 10.25 inç gösterge paneli ve 10.25 inç merkezi medya ekranı sizi karşılarken, diğer Mercedes modellerinden görmeye alıştığımız sade tasarım gerçekten etkileyici bir görünüme sahip. Oldukça dik bir oturuş pozisyonuna sahip olan GLB’nin sürüş sırasındaki görüş açıları da olabildiğince geniş. Bu sayede GLB’nin kullanımı oldukça rahat. Orta konsolda bulunan kablosuz şarj, USB bağlantıları ve dokunmatik kumanda paneli de diğer teknolojik ayrıntılar olarak karşımıza çıkıyor. Genel olarak iç tasarımın oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle ön bölümde birçok eşya bölmesi de, bu sade tasarımı etkilemeyecek şekilde başarıyla yerleştirilmiş. 

GLB’nin arka bölümüne gelince, sürücü ve yolcu tarafındaki geniş hacim başarılı bir şekilde arka bölüme de taşınmış. Yolcular için oldukça geniş baş ve diz mesafesine sahip olan GLB’nin arka koltukları en öne alındığında dahi bir yetişkin için yeterli diz mesafesi mevcut. Ayrıca test aracında bulunan Panaromik Sunroof’da bu bölümü ferahlatan önemli bir unsur olarak kaşımıza çıkıyor.

7 koltuk opsiyonu bulnan GLB’nin bagaj hacmi 500lt. Eğer 5 koltuk seçeneğini seçerseniz bu hacime 70lt daha ekleyebiliyorsunuz. Arka koltukların öne alınması ile de 130lt’lik bir ek bagaj hacmine sahip olabiliyorsunuz ki bu değerlerin, sınıfındaki rakipleriyle kıyaslandığında oldukça iddalı olduğunu söyleyebiliriz. Bagajda bulunan 2 koltuk, diğer tüm 7 koltulu SUV’lerde olduğu gibi biraz dar. Ancak kısa mesafeli kullanımda iki yetişkin rahatlıkla seyahat edebilir.

Performans:

GLB’nin ülkemizde satışa sunulan sadece bir motor&şanzıman kombinasyonu mevcut. 1.33lt’lik benzinli motora 7G-DCT çift kavramalı şanzıman eşlik ediyor. 1.332 lt’lik turbo motor 163 HP güç üretirken GLB’yi 0’dan 100km/s hıza 9.1 sn’de çıkartıyor. Düşük hacimli ve aşırı beslemeli bu motorun genel kullanımda performansı tatmin etse de nerdeyse tüm düşük hacimli motorlarda olduğu gibi, özellikle ani hızlanmalarda GLB’den biraz daha güç aramanıza neden olabiliyor. Yakıt tüketimine baktığımızda da, test süresince karışık kullanımda 8.5lt/100km’lik bir tüketim değerine ulaştık ki bu değerin, bu boyutlardaki bir SUV için başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Direksiyon arkasındaki kulakçıklarla da kontrol edilebilen 7 vitesli şanzımanın vites geçişleri oldukça başarılı olsa da turbo motorun düşük güç ürettiği devirlerde, tepki vermekte bazen geciktiğini söyleyebiliriz. Yine de bu durum, sürüş sırasında size sunulan konfor ve performansı etkileyecek seviyede değil.

GLB’nin genel sürüş dinamikleri de oldukça başarılı. Süspansiyonun konfor-yol tutuş kabiliyeti oldukça iyi bir dozda ayarlanmış. Yüksek tavanına rağmen GLB, virajlarda sedan bir otomobile yakın tepkiler verirken bozuk zemilerde de kabul edilebilir bir konforu sunmayı başarmış. 

Özetle, Mercedes’in kompakt SUV sınıfındaki yeni temsilcisi GLB’nin iç ve dış tasarımındaki premium detaylar, sürüş dinamikleri ve geniş iç hacmi ile oldukça iddalı olduğunu söyleyebiliriz. GLB, özellikle çocuklu aileleri, eğer yüksek performans beklentileri yok ise düşük vergi avantajı ile de mutlu edecek bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Mercedes GLB’nin pandemi sürecinin ardından normalleşen üretim adetleri ile birlikte de yollarda bol bol göreceğimiz bir model olacağını şimdiden tahmin edebiliyoruz.

Yazı: Sertuğ Deringöl

İlgili Haberler

Toyota C-HR Hybrid

admin

Citroen C5 Aircross

admin

Opel Corsa 1.2 Puretech

patron